Kişisel gelişim önünde ki en büyük engel nedir?

Image for post
Image for post

Başlığın bu kadar iddialı olması sizi yanıltmasın. Birden fazla engel olduğundan şüphe yok. Ama günümüz insanı itibari ile özellikle de sosyal medya ve televizyonların, kısacası insanların çok uzaklarda ki insanlar ile iletişime geçmesinin bu kadar kolay olduğu bir zamanda, değinmek istediğim sorunun büyüklüğü daha bir gözler önüne geliyor. Türkçesini kendim çevireceğim, ve popüler olarak bu şekilde mi kullanılıyor emin olmadığım ve İngilizce den Echo Chamber olarak gelen bir ifade olan kendi yankı odalarımız. Daha önce hiç duymadıysanız, manası aslında çok basit: Kendi fikirlerimizin aynısını yada benzerlerin söyleyen insanlar ile fikir paylaşımda bulunmak. Bu doğruyu araştıran ve sonuçları ve sebepleri, hemen görülen ve görülmeyen gerçekleri ile değerlendirmek isteyen her aklı başında insanın kendisine yapacağı büyük bir kötülük olur. Bu odanın büyüklüğü ise farklı boyutlarda çıkıyor karşımıza. Kendi kendisiyle konuşan bir insandan tutun, koca bir ülkeye kadar büyüyebiliyor. Özellikle ülke çaplı olduğunda nasıl sorunlar yol açabileceğini, yakın tarihimiz de ki savaşlar bakarak görmek mümkün.

Yukarı da sosyal medya ile bu yankı odası sorunu daha çok arttı dedim. Nedeni aslında çok basit: Sosyal medya sayesinde bizim gibi düşünen insanları sadece ailemizde, arkadaşlarımızda, ya da sokağımızda değil, artık dünyanın farklı köşelerinden de bulabiliyoruz. Bu da ipliklerin birbirlerine örülmesi ile koparması çok zor halatların oluşmasına benzer şekilde, zihnimiz de değişmesi çok daha zor olacak kendi gerçekliklerimizin oluşmasına neden olacaktır. Böylece bu sorun hala eski zamanlarda kalmışların anlamasını beklemeyeceğimiz kadar büyük boyutlara ulaşmış olabilir.

Bir Karakter Meselesi

Peki nedir insanları kendi fikirlerinden farklı düşünen insanlar ile beraber olmamaya iten sebepler. Kişisel sebeplerden, toplumsal ve kültürel sebeplere kadar değişen farklı bir yelpaze bizi karşılıyor. Bazı insanlar farklı fikirlere açık olmadığı gibi bunu kendisine bir hakaret olarak da algılabiliyor. Bu insanlar ile fikirleri tartışmak, yapılan her eleştiriyi kendi şahıslarına yapılan bir hakaret olarak görmelerinden imkansız oluyor. Sorun ise bu tiplerin sayısında bir azalma olduğuna olan inancımın neredeyse hiç olmaması. Neyse. Bazen bu sorun kimilerinde bir ego-centrism sorunu, kimilerinde utangaçlık, kimilerinde korku, kimilerinde kendisine ve doğru bildiklerine olan aşırı güven. Bu insanın karakterine bakan tarafı iken, kültürel ve toplumsal açıdan da incelendiğinde hangi insanlarla konuştuğumuza bağlı olarak farklılık gösteriyor. Mesela, bazı toplumlar da bir dine inanan insanların diğer dinlerin mesuplarına karşı gösterdikleri zorbalığa varan tavırlar toplumsal bir yankı odası örneği olarak çıkıyor karşımıza. Bunların yankı odası, başkalarının işgence odalarına dönüşebiliyor. Dolayısıyla böyle insanlardan farklı fikirlere saygı duymayı beklemek bırakın, insana bile nasıl saygı duymalarına şaşırmak gerekebilir. Başka bir örnek ise bazen de yol ve yöntemlerde ki farklılıkların beğenilmemesi. Hatta bazı gruplar, bunu ciddi bir sorun olan haset düzlemine çekerek, meseleyi orada çözmeye ve dolayısıyla yakıp yıkmak ile sorunlarını çözmeye çalışıyorlar.

Bir karakter meselesi derken, bu sorun hem toplumsal hem de bireysel bir karakter meselesi olarak çıkıyor karşımıza. Özellikle de başka fikir ve toplumlardan uzaklaştırılmış ve uzun zaman korku psikolojisi ile yaşamış toplumların kendi yankı odalarında geçirdikleri zaman daha fazla oluyor. Farklı fikirlere saygı duymayan insanları üreten bu anlayış, bir zaman sonra kendi evlatları arasında ki teferruat sayılabilecek farklılıkları bile zararlı görmeye başlıyor ve diğer toplumlara ya da gruplara yapmaya çalıştığı gibi kendi evlatlarında yok etmek ile sorunlarını çözmeye başlıyor. Örnekleri tarihin bakılmayan sayfalarında eminim fazlasıyla bulunacaktır. Bazen tarih dürbünü değil, güneş gözlüğü ile günümüze bakılması yeterli olacaktır.

Kısa bir cevap

Şimdi bu kadar yazdıktan sonra, akıllara gelecek sorulara cevap mahiyetinde bir kaç bir şeyi kısaca söylemek gerekiyor. Hangi farklı fikirlere saygı duyulur? Eminim şu soru çoğu insanın aklına geliyordur bu gibi muhabbetler açıldığında: Katillere de saygı duyayım mı? Hayır. Genelde cevap gayet açıktır, ama felsefe yapmayı seven aklımız bazen bu gibi sorular ile kendisine bir çerçeve çizmeye çalışır. Bazen de karşımız da ahkam kesen kişinin (ki bu yazdıda ben oluyorum bu şanslı kişi) tepkisini merak eder ve bazen de sokak diliyle morarmasını, bozulmasını, ve ezilmesini isteriz. Açıkcası, çok başıma gelmiş ve yorulmuşum gibi konuştum. Çok değil. Neyse. Bunun cevabı evrensel insan hakları ve hürriyetlerini ve aynı zamanda evrensel insani değerleri temel alan her düşüncedir. Benzer temeller de ve aynı kavramlar da buluşmak çok önemlidir. Aksi halde, insan olarak hiç kimse birbiri ile anlaşamaz, ve kısacası asla bir diyalog ortamı oluşmaz. Temel olarak alınması gereken bazı kurallar vardır. Bunlardan bazıları dindar toplumlarda din eksenli olurken, diğer toplumlarda zamanla gelişen ve değişen gereksinimler üzerinden olur. Mesela, Amerika da eski zamanlarda sakat bırakılacak kadar çalıştırılan çocukların, şimdiler de yasalar ve toplumun kendisi tarafından korunması. Şunu unutmamak lazım: Toplumlar insan gibidir. İnsanlar gibi yaşlanır ve hayatları biterken, aynı zamanda insanlar gibi ahlaki yozlaşmaya maruz kalır ve dünya toplumlarına zararlı bir hale gelmeye başlarlar. Dolayısıyla, üzerinde toplumsal bir mutabakada varılan her doğru aslında doğru olmayabilir. Bu konunun bencesi çok basit ama şimdilik başka tartışmalara yol açmamak için bu kısmı daha fazla uzatmıyorum.

Mülayimi getirin bana!

Ne kadar bağırsanız bağırın her zaman kendi sesinizi duyarsanız bu odalarda. Her zaman siz haklısınızdır. Diğer zamanlarda başkaları bağırır ve siz onların yankı yapan duvarları olursunuz. Kendiniz gibi düşünenler ararsınız ve onlar ile fikirlerinizi tartışmak isterseniz. Tabi bu genelde tartışma değil de “Çok haklısın!”, “Abim çok doğru söylüyor.”, “Kesinlikle katılıyorum.” gibi birbirinizi gaza getirdiğiniz ifadelerden oluşur. Doğruya da doğru demeyelim mi?. Tabiki de doğruya doğru demek erdemdir. Ama bazen olur ki ve olmalı ki olaylara ve anlatılanlara eleştirel bakabilmeli, karşıda ki insana olan güveninizi, aklınızı güdük bırakıp delilleri yok ettirecek noktaya vardırmamalıyız. İnsanlara güvenmek fıtratımızın bir parçası. Ama zihni tembelliğimizi, ve deliller ve gerçekler ışığında imkansız olsa birazcık kasma ile inanabileceğimiz her iddiayı hemen kabul etme hevesimizi bastırmak zorundayız. Ama bunu yankı odalarında yapmak zor olacaktır. Burada ki muhabbetler kısır döngüler meydana getirir. Bir şey kazanmaz ve çoğu zaman bir şey öğrenmezsiniz. Hatta bazen bu odalar o kadar baskın olur ki, artık farklı fikir beyan etmeye, başınıza neler gelebileceğini göreceğinizden, cesaret edemeyebilir hale gelebilirsiniz. O noktada artık aklınızı iptal edip, hisleriniz ile konuşmaya devam etmek zorunda kalacaksınızdır.

Peki kiminle konuşalım?!

Bu soruyu hangi ses tonuyla sorduğunuza bağlı olarak, birazdan söyleyeceğim şeyi anlama kabiliyetiniz de o denli değişecektir. Eğer şimdiye kadar anlattıklarımdan dolayı hafiften kızdınız ve alındıysanız, kendinize bir çay koyup Facebook’ta ki arkadaşlarınıza dönme vaktiniz gelmiştir. Eğer merakla ve hak vererek öğrenmeye devam etmek istiyorsanız, buyrun devam edelim. İlla da hak vermek zorundamıyım ki sana diye sorabilirsiniz. Kısa bir cevap: İnsanların konuşmalarından alınacak iki nokta vardır: Birisi argümanların dayandırıldığı ortak değerler ve ispatlanabilir gerçekler; diğeri ise bu gerçeklerin üzerine detaylandırılmak sureti ile bina edilen şahsi düşünceler. Farklılıklara saygı göstermek bu ortak değerler ve ispatlanabilir gerçeklerden bir tanesi, ve bunun hakkında ki zararları anlattığım bazı kısımlar ile benim kendi görüşlerim. Farklılıklara saygı göstermek üzerine hem fikirsek, o zaman bu dediklerimin bir kısmını haklı kılar.

Sizinle farklı düşünen insanlar ile konuşmaya başlayabilirsiniz. Korkmayın, bunları bulmak o kadar da zor değil. Arkadaş seçimlerinizi biraz değiştirmeniz yetecektir çoğu zaman. Peki her farklı düşünen ile konuşmalı mıyım? Konuşabilirsiniz. Pekiiii tartışmalıyım diye sorarsanız, o zaman cevabım değişecektir. Tabi burada tartışma ile medeni bir bilgi alış verişinden bahsediyorum. Bir önceki sorunun cevabı sizin üzerinde düşündüğünüz ve farklı fikilere sahip insanlar ile paylaşmak istediğiniz konuya ne kadar hakim olduğunuza bağlı bir durum. Mesela, dünya yuvarlıktır ifadesi ispatlanmış bir gerçektir. Ama sizin bu konu üzerinde ki bilginiz çok kısıtlı ise, “Hayır, dünya düzdür!” diyen bir insanın inandırıcı ve kendisine güvenen tavırları sonrasın da kocaman bir saçmalığa inanmaya başlayabilirsiniz. Bazı şeylerin arkasında ki delilleri bilmesekte onlar gerçek olmaya devam edeceklerdir. Ama siz yine de farklı düşünen insanların neden farklı düşündükleri, ve hangi delillere dayalı konuştukları merak edip ve belki de bazı detaylar da yanlışlarınız vardır düşüncesi ile farklı fikirlere sahip insanlar ile konuşabilirsiniz.

Bazı konularda vardır ki farklı fikirlere sahip insanlar ile konuşulması yeri gelir hayati değer taşır. Mesela, toplumsal sorunların anlaşılması bunlardan bir tanesidir. Meseleyi toplumu oluşturan başka kesimlerin ağzından dinlemek önemlidir ve siz de bunu yapmak istersiniz. Bunlar sadece örnek. Herşeyi anlatmam imkansız olacağından örneklerimi burada bırakıyorum. Aslında bu son verdiğim örneklere bakınca kiminle ve hangi şartlarda farklı fikir paylaşımlarına girmeliyim sorusuna konu üzerinde ki hakimiyetiniz parametresi yanında hangi konu ile alakalı fikir paylaşımı yapmak istediğiniz de giriyor. Ama bu sonra ki genelde önceki parametre kadar katı ve belirleyici değil.

Bir sonra ki yazımda görüşmek üzere…

Written by

Senior Manager in Software Engineering. Former Technical Lead. Author of the book: Hands-on with Go http://amzn.to/2QYFoaV YT: http://youtube.com/c/tarikguney

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store