Yarın Yokmuş Gibi Konuşmak

İnsanların sizi değerlendirirken öncelikli olarak ifadelerinize baktıklarını unutmamak lazım. Hatta çoğu zaman sizi dinleyenlerin zihinlerinde ne anlattığınızdan daha ziyade nasıl anlattığınıza göre yargılanacaksınız. Burada ki nasıl ifadesini oluşturan şey kullandığınız kelimeler ve anlatımınız sırasında ki duygusal geçişleriniz. Ama anlattığınız şeyin özündeki mesaj ya da anlatılan olayın içinde bulunduğu şartlar ise insanların çok dikkat etmediği taraflar oluyor genelde. Aksi halde şu an dünyadaki sorunların belki de yarısından fazlası çoktan çözülmüş olurdu.

Hayatımda kendimi en özgür hissettiğim zamanlar, söylemek istediğim şeyleri aklıma geldiği gibi söylemek yerine, öncelikle söylemek isteyip istemediğimi düşündüğüm zamanlardır. Aksi halde aklıma her gelen düşüncenin esiri olduğum hissine kapılırım. Bundan dolayı insanın en mahrem yerinin kafasının içi olduğunu düşünürüm. Başkalarına söylemek istediğiniz şeyleri, kafalarınızın mahremiyeti içinde önce kendinizin duyması kadar insanı özgür kılan bir şey bulmak zordur. Orada kızabilir, bazen kahkaha atabilir, bazen de en derin doğruları haykırabilirsiniz. Bilinenin aksine, her aklınıza geleni söyleyebilmek değildir insanı özgürleştiren. Gerçek dünya her söylenileni kaldırabilecek bir yer olmayacaktır asla. Hatta dış dünyada bırakın yalanları, tarih boyunca belkide en çok eziyet ve işkenceye maruz kalanlar doğruları söyleyenler olmuştur. Doğruları söylemeyin demiyorum. Ama doğruyu söylemenin de doğru olduğu zaman, mekan, ve şahıslar olduğunu söylüyorum. Yoksa doğada ki en vahşi insan tipi olan birşey bildiğini zannedenlerin saldırılarından kurtulamayabilirsiniz. İnsanlık tarihi boyunca da hakikate bu insanlar kadar zarar veren başkaları olmuş mudur… emin değilim.

Bir menkıbedir anlatılır: Eski zaman alimlerinden bir tanesinin yanına kör kütük gibi cahil bir adam gelir ve kendisine Yaratıcıyı ispatlamasını ister. Bunu duyan alim hiç bir şey demeden yerinden kalkar ve oradan uzaklaşır. Burada ki mesaja baktığımda bunu iki şekilde yorumluyorum: Birincisi, kiminle nasıl konuştuğumuza çok dikkat etmek lazım. Mantık ve muhakeme herkeste bulunan değerler değil. İkincisi ise o cahil adam gibi bizim de kendi aklımıza gelen her cahil düşünceye cevap vermeden uzaklaşmak lazım.

Yarınlar yokmuş gibi konuşmanın yarınlarımızı tehlikeye atacağından şüphe yok. Bu devirde yalnız başımıza da kurtulmak mümkün değil. Ya sosyal bir varlık olarak yaşar, yada yalnızlık içinde kaybolup gideriz. Eğer sosyal bir varlık olarak yaşayacaksak, o zaman insanların kafalarında ki imajımızı doğru ayarlamak lazım. Olmadığımız bir insan görüntüsü vermemek için, bir anlık heyecanlarımıza yenilmek sureti ile kendimiz hakkında yanlış fikirlerin oluşmasına neden olmamak lazım. Konuştuklarımız unutulmayacak. Bu bir anlık heyecanlarımızı tetikleyen bazen insanların alkışları, duygusal düzensizliğimiz, kişisel sorunlarımız, vs. sıradan şeyler olacaktır.

Burada ufak bir dipnot: Lider olarak gördüğünüz kişide anlık duygu değişimleri, ağızdan çıkan aşırıcılığa kaçan ifadeler, düşünülmemiş fikirler gibi sorunları görüyorsanız, kendisinin sizden daha çok yönetilmeye ihtiyacı olduğunu söyleyebilirsiniz. Son zamanlar insanların seçtikleri siyasi liderler hakkında yaptıkları olumlu yorumları arasında “bizden biri” ifadesini duyunca açıkcası biraz olsun ürperiyorum. Ben, liderin bana benzemesini istemem; benden daha üstün, daha bilinçli, daha soğuk kanlı, daha öngörülü, daha akıllı, daha eğitimli, daha çalışkan, vs. olmasını isterim. “Bizden biri” yorumlarını yapan insanları görünce, yarınlarımızın selameti için ister istemez şüphe ediyorum. Bazıları bunu daha çok kültürel temelde anlıyorlar: Yemek yemesiyle, oturup kalmasıyla, vs. Yine kötü. Bu şahıs devlet yönetecek ve başka ülkelerde bizleri temsil edecek. Nasıl oturup kalkılması, nasıl konuşması, ve nasıl giyinilmesi gibi en temel davranış biçimlerini bir lidere yakışır şekilde yapmasını beklerim. Neyse…

Bir de genelde beğenmedikleri cevapların sorularını soran insanlar olmamak lazım. Eğer bir cevaba hazır değilsek, sorusunu sormak sureti ile etrafımızda ki insanları da rahatsız edecek tepkiler vermemek gerekiyor. Eski zamanlar da her soruyu sormak suretiyle çok sıkıntılar yaşayan kavimlerin hikayeleri anlatılır. Bunun günümüzde de değiştiğini çok zannetmiyorum. Hangi soruyu kime ve nerede sorduğunuz önemli.

Burada belkide en zor şey, devamlı bir karar vermeye çalışmak ve iradi olarak insanın kendisini frenlemesi. Şimdiye kadar anlattıklarım bu iki mesele halledildiğinde gayet kolay şeyler. Buna otokontrol sistem deniyor, yanlış hatırlamıyorsam.

Senior Manager in Software Engineering. Former Technical Lead. Author of the book: Hands-on with Go http://amzn.to/2QYFoaV YT: http://youtube.com/c/tarikguney

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store